İletişim
7-8 Mart İstanbul Dişhekimleri Odası İstanbul Buluşmasındayız.
İletişim
kids (2)

Erbium Lazer ile Çürük Tedavisi: Matkap Korkusuna Son

Birçok hasta için diş tedavilerindeki en büyük endişelerden biri, matkap sesi ve iğne korkusudur. Matkap korkusu olarak bilinen bu durum, özellikle çocuklarda diş hekimi kaygısının başlıca nedenlerindendir. Araştırmalar, matkapların yüksek frekanslı sesi ve titreşiminin hastalarda ciddi rahatsızlık ve korku yarattığını, hatta tedaviden kaçınmaya yol açabildiğini göstermektedir. Peki, diş tedavisinde bu korkuyu azaltmanın bir yolu var mı? Modern diş hekimliğinde kullanılan Erbium lazer teknolojisi, işte tam da bu noktada devreye girerek lazerle çürük temizleme sayesinde matkap ve iğne korkusunu büyük ölçüde ortadan kaldırmayı vadediyor. Bu yazıda, Erbium:YAG ve Erbium,Cr:YSGG lazerlerinin sert dokudaki etkilerinden, çürük temizliğinde sunduğu hassasiyet ve minimal invaziv yaklaşımdan, anestezi ihtiyacını azaltan yönlerine ve özellikle pediatrik hastalarda konfor açısından avantajlarına kadar bilimsel araştırmalar ışığında kapsamlı bilgiler bulacaksınız. Profesyonel ve güven verici bir yaklaşımla hazırlanan bu rehber, “matkap korkusuna son” demek isteyen siz diş hekimlerine yol gösterecektir.

Erbium:YAG ve Er,Cr:YSGG Lazerlerinin Sert Dokuya Etkisi

Erbium lazerler, dişin sert dokularını (mine ve dentin) etkili bir şekilde kesip çürük dokusunu kaldırabilen özel dalga boylarında lazer ışınları kullanır. Erbium:YAG lazeri 2940 nm, Erbium,Cr:YSGG lazeri ise 2780 nm dalga boyunda çalışır; her ikisi de su ve hidroksiapatit tarafından güçlü şekilde emilir. Lazer enerjisinin bu özgün etkileşimi sayesinde, sert doku içindeki su aniden buharlaşarak mikro-patlamalar oluşturur ve çürük doku foto-ablatif bir mekanizma ile buharlaştırılır. Bu “patlamış mısır efekti” olarak adlandırılan doku ablasyonu sırasında lazer ışını, çürüğe uğramış yumuşak yapıları seçici olarak kaldırırken sağlam diş dokusundan sadece minimum miktarda uzaklaştırır. Yani lazerin çürük dokuya eğilimi (selektivitesi) yüksektir; bu da erbium lazer dolgu hazırlığında sağlıklı mine ve dentinin mümkün olduğunca korunması demektir.

Lazerin sert doku ile etkileşimi temassız gerçekleşir. Bu, titreşim ve basınç olmaması anlamına gelir ki klasik matkapların aksine lazer kesimi dişe mekanik kuvvet iletmez. Sonuç olarak, mikroçatlak oluşumu ve çevre dokuda travma riski en aza iner. Bilimsel çalışmalar, erbium lazer ile hazırlanan kavitelere, geleneksel frezle hazırlanmış kavitelere kıyasla smear layer (bıraktığı yüzey tabakası) oluşmadığını ve dentin tübüllerinin açıkta kaldığı mikrorölatif bir yüzey oluştuğunu göstermektedir. Bu sayede adeziv restorasyonların bağlanması için uygun bir yüzey elde edilir ve bonding açısından tatmin edici sonuçlar alınabilir. Ayrıca lazer uygulaması sırasında düzgün izolasyon sağlandığında çapraz bulaş veya kontaminasyon riski de bulunmaz; lazerin uygulandığı bölge aynı anda dezenfekte de olur. Nitekim erbium lazerler dokudaki bakterileri etkili biçimde yok ederek kaviteyi sterilize etme avantajı sunar.

Özetle, Er:YAG ve Er,Cr:YSGG lazerleri diş sert dokularında güvenli ve etkin bir preparasyon aracı olarak kabul görmüştür. FDA onaylı bu lazerler, diş ve kemik dokusunu kesebilecek güçte olup, son derece kısa atımlar ve yüksek tepeli güçleri sayesinde mine ve dentini verimli bir fotoakustik ablasyonla uzaklaştırabilir. Yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda iki lazer tipi de çürük temizliği ve kavite hazırlanmasında benzer klinik başarılar göstermiştir. Aralarında dalga boyuna dayalı bazı farklılıklar olsa da (ör. Er:YAG lazerin suya emilimi biraz daha yüksek olduğundan mine ve dentinde ablasyon hızı nispeten yüksektir), her iki lazer de uygun ayarlar altında sert dokuda minimal ısı hasarı ile kesim yapar ve diş yapısını korur. Erbium lazerlerin doku penetrasyon derinliği sınırlıdır ve oluşan ısının büyük bölümü su soğutmasıyla uzaklaştırılır; böylece altta yatan pulpa ve dokular ısıdan korunur. Bir araştırmada, geleneksel matkapla kavite hazırlanırken pulpa odağındaki sıcaklığın 60°C üstüne çıkarak pulpal irritasyona ve ağrıya yol açtığı, oysa Er:YAG lazer kullanıldığında su ve hava spreyi sayesinde pulpa sıcaklığının belirgin derecede düşük kaldığı gösterilmiştir. Bu da lazerlerin sert dokuda termal güvenliğinin yüksek olduğunu kanıtlar.

Çürük Temizliğinde Hassasiyet ve Selektif Temizlik

Erbium lazerlerin en büyük avantajlarından biri, çürük dokuyu hassas bir şekilde ayıklayabilmeleri ve sağlam dokulara son derece duyarlı davranmalarıdır. Geleneksel matkap ile çalışırken, çürüğün temizlendiğini anlamak için sık sık sondalama veya boyama gerekebilir ve çoğu zaman bir miktar sağlıklı doku da aşındırılır. Lazerle çürük temizleme ise, çürük dentinin farklı yapısal özelliklerinden faydalanarak (daha yüksek su içeriği ve yumuşaklığı) çürük bölgeyi adeta hedef alır. Lazer ışını, çürümüş yumuşak dentinde daha etkin çalışarak buradaki dokuyu buharlaştırırken, sert ve sağlıklı mine/dentine geldiğinde ablasyon verimi düşer; böylece operatöre selektif bir temizlik imkânı tanır. Bu seçicilik, çürüğün temizlenmesi esnasında hassas bir sınır çizilmesini ve sağlam dokunun maksimum düzeyde korunmasını sağlar. Nitekim bir klinik eğitim raporunda erbium lazerlerle yapılan minimal invaziv preparasyonlarda, çürük dentinin tamamen kaldırıldığı ancak etraftaki sağlam diş yapısının büyük oranda yerinde kaldığı vurgulanmaktadır.

Lazerlerin hassasiyetinin bir diğer yönü de milimetrik alanlarda çalışabilmeleridir. 200-300 mikron çapında lazer ışını uçlarıyla, küçük başlangıç çürükleri veya fissür içindeki lezyonlar dahi hassasça temizlenebilir. Hatta klasik yöntemle genişletme gerektirebilecek bazı ara yüz çürüklerinde lazerle tünel preparasyon yapılabilmekte, dişin sağlam kısımlarını fazla kaldırmadan sadece çürüğe yönelik bir oyuk açılabilmektedir. Bu sayede gereğinden fazla madde kaybı önlenir ve ileride dişin bütünlüğü daha iyi korunur.

Bilimsel çalışmalar, lazerle çürük temizliğinin etkinliğini ve hassasiyetini doğrulamıştır. Örneğin, bir in-vivo çalışmada Er,Cr:YSGG lazer ile çürük temizlenen süt dişlerinde işlem sonrası boyama ile kalan çürük kontrolü yapıldığında, lazerin en az matkap kadar etkin şekilde tüm çürük dentini uzaklaştırdığı gösterilmiştir. Aynı çalışmada çocukların lazerle temizliği daha konforlu buldukları ve hangi yöntemi tercih edecekleri sorulduğunda lazeri seçtikleri belirtilmiştir. Lazerin temassız ve hassas çalışma prensibi sayesinde çocuklar tedavi sırasında daha az ürküp ani hareketler yapmazlar, bu da klinisyenin daha kontrollü ve özenli çalışmasına olanak tanır. Sonuç olarak, lazer destekli çürük temizliği hassas, öngörülebilir ve dişe saygılı bir yaklaşım sunar.

Minimal İnvaziv Tedavi Yaklaşımı

Modern diş hekimliğinde amaç, çürük tedavisinde minimal invaziv yöntemlerle diş dokusunu mümkün olduğunca korumaktır. Erbium lazerler, tam da bu minimal invaziv felsefeye uygun olarak çalışırlar. Preciz ablasyon kabiliyeti, sadece hastalıklı dokunun uzaklaştırılmasını, sağlam yapının ise yerinde kalmasını sağlar. Konvansiyonel yüksek hızlı frezlerin aksine lazer ile kavite hazırlarken geniş, retansiyon amaçlı boşluklar hazırlamaya gerek kalmayabilir; lazer, çürüğün bulunduğu alanı noktasal olarak temizleyebilir. Bu da dolgu sonrası dişin daha fazla sağlam dokuya sahip olmasını, dolayısıyla yapısal bütünlüğünün ve dayanıklılığının artmasını sağlar.

Araştırmalar erbium lazerlerle hazırlanan kavite ve restorasyonların uzun vadede başarı oranlarının, geleneksel yöntemlerle yapılanlara eşdeğer olduğunu bildirmektedir. Örneğin 78 çocuk üzerinde yapılan bir klinik çalışmada, lazerle tedavi edilen dişlerde 1 yıl sonra restorasyon başarısı geleneksel yöntemle tedavi edilenlerle aynı bulunmuş, üstelik lazer grubunda tedavi sırasında diş kırığı veya çatlağı oluşma insidansının da artmadığı rapor edilmiştir. Bu bulgu, lazerlerin minimal invaziv olmasına rağmen dişin yapısal bütünlüğünü koruduğunu ve ek bir zayıflık yaratmadığını göstermesi açısından önemlidir.

Ek olarak, lazerle hazırlanan yüzeylerde smear layer tabakası oluşmaması ve dentin tübüllerinin açık kalması, adeziv sistemlerin penetrasyonu için uygun bir zemin hazırlar. Bu durumda asit-etch uygulaması sonrası bond ve kompozit rezin gibi restoratif materyallerin tutunması gayet başarılı olabilir. Bazı araştırmalar, lazerle pürüzlendirilmiş (laser-etched) yüzeylerin adeziv bağlanma dayanımı bakımından geleneksel frezle hazırlanmış yüzeylere yakın sonuçlar verdiğini bildirmiştir. Yani minimal invaziv lazer preparasyon sadece diş dokusunu korumakla kalmaz, aynı zamanda restorasyonun bütünleşmesine de yardımcı olabilir.

Toparlarsak, erbium lazer kullanımı diş hekimine daha konservatif kavite tasarımları uygulama şansı verir. Küçük girişlerle geniş alt lezyonları temizlemek (minimal erişim kavitesi), sadece çürük bölgeye odaklanıp sağlam yapıları ellememek ve gereksiz pulpa açılmalarını önlemek mümkün hale gelir. Bu da travmasız restoratif tedavi konseptini destekleyerek, dişin ömrünü uzatır ve hasta için daha koruyucu bir yaklaşım sunar.

Anestezi İhtiyacını Azaltması (İğnesiz Diş Tedavisi)

Diş tedavisinde iğne yapılması (lokal anestezi) pek çok hastanın korku nedenlerinden biridir. Erbium lazerlerin en çarpıcı avantajlarından biri, birçok vakada anesteziye duyulan ihtiyacı ortadan kaldırması veya en aza indirmesidir. Lazer enerjisi çürük dokuyu buharlaştırırken, aynı anda sinir uçlarını da kısmen etkisiz hale getirebilir; ayrıca titreşim ve ısının minimal olması nedeniyle hastalar çoğunlukla ağrı hissetmez. Bilimsel bir çalışmada deneyimli lazer kullanıcılarının vakaların sadece %10-20’sinde (genellikle çok derin çürükler veya büyük amalgam dolguların çıkarılması gibi durumlarda) anesteziye ihtiyaç duyduğunu, geri kalan çoğu restorasyonu tamamen iğnesiz gerçekleştirebildiklerini belirtmiştir. Özellikle yüzeysel ve orta seviyedeki çürüklerde lazerle işlemler, ağrısız ya da çok minimal hassasiyetle tolere edilebilmektedir.

Klinik araştırma verileri de lazerin ağrı algısını düşürdüğünü doğrulamaktadır. Bir pediatrik hasta grubunda, Er:YAG lazer ve matkap ile çürük temizliği karşılaştırıldığında, lazer grubundaki çocukların %91.4’ünün hiçbir lokal anestezi istemediği; buna karşın matkap ile tedavide çocukların %42.9’unun iğne talep ettiği saptanmıştır. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı olup lazer lehinedir. Aynı çalışmada lazerle tedavi gören çocukların ağrı skalasında belirgin şekilde daha düşük skorlar verdiği rapor edilmiştir (Wong–Baker yüz ağrı skoru değerlendirmesinde lazerle tedavi sonrası “hiç acı yok” diyen çocuk sayısı matkap grubuna göre çok daha fazladır). Bu bulgular, erbium lazerin ağrı eşiğini yükselttiğini veya en azından geleneksel yöntemin yarattığı ağrılı uyaranları ortadan kaldırdığını göstermektedir.

Lazerin anestezi ihtiyacını azaltmasındaki en büyük etkenlerden biri, ısıl ve mekanik irritasyonun minimal düzeyde olmasıdır. Matkapla çalışırken sürtünme hem ısı üretir hem de dişe basınç uygular; bu da pulpa odasında ısı artışı ve hidrodinamik basınç değişimi ile ağrı reseptörlerini uyarır. Oysa erbium lazer, ultra kısa lazer atımlarıyla dokuyu ablasyon yaparken neredeyse hiç basınç uygulamaz ve su spreyi ile birlikte çalışarak ısıyı anında uzaklaştırır. Lazerle dokunun kesilmesi sırasında basınç, titreşim veya uğultu olmadığı için hastanın ağrı hissetmesine yol açan uyaranlar asgariye iner. Sonuç olarak, çoğu hasta lazerle çürük temizleme esnasında sadece hafif bir “pıtırtı” sesi ve serin bir su akışı hisseder; bu da genellikle enjeksiyon gerektirecek düzeyde bir rahatsızlık yaratmaz.

Tabii ki her vaka özeldir. Çok derin ve pulpa yakın lezyonlarda veya aşırı diş hassasiyeti olan bireylerde düşük de olsa anestezi gerekebileceğini göz ardı etmemek gerekir. Yine de genel olarak erbium lazerlerin devreye girmesiyle iğnesiz diş tedavisi artık bir hayal değildir. Özellikle iğne fobisi olan hastalarınız için, “lazer dolgu” yöntemi adeta kurtarıcı olmaktadır. Bu sayede hastalar tedaviye daha az direnç gösterir, diş hekimine güvenleri artar ve siz de işlemi daha rahat gerçekleştirirsiniz.

Pediatrik Hastalarda Konfor ve İş Birliği

Diş hekimliğinde çocuk hastaların konforu ve iş birliği sağlanması, başarılı bir tedavi için kritik önem taşır. Erbium lazer teknolojisi, pediatrik diş hekimliğinde adeta devrim yaratarak çocuklar için matkap korkusunu ortadan kaldıran bir alternatif sunmaktadır. Geleneksel matkabın çıkardığı ses, yarattığı titreşim ve görüntüsü çocuklarda korku ve endişe uyandırabilirken, lazerler sessiz ve nazik yapısıyla çocukların tedaviye daha sakin yaklaşmasını sağlar. Bir çalışma, 10 yaş üzeri çocukların lazer ile kavite hazırlanmasını geleneksel yönteme tercih ettiğini, bunun muhtemel sebebinin lazerin çok daha az titreşim ve gürültü oluşturması olduğunu bildirmiştir. Hatta lazerin çıkardığı hafif “çıtırtı” sesinin, çocuklarca yüksek matkap vınlamasına kıyasla daha rahatlatıcı bulunduğu ifade edilmektedir.

Pediatrik hastalarla yapılan klinik araştırmalar, lazer kullanımının anksiyete ve stres seviyelerini düşürdüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Örneğin bir çalışmada çocukların tedavi sırasındaki nabız hızları, matkap ile hazırlık esnasında lazerdekine oranla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Aynı çalışmada davranışsal anksiyete ölçeği (Venham skalası) skorları lazer uygulamasında çok daha düşük kaydedilmiş; çocuklar lazerle tedavi sırasında daha sakin ve uyumlu davranış sergilemişlerdir. Bu bulgular, lazer tedavisinin çocuklar üzerinde daha az korku tepkisi oluşturduğuna işaret etmektedir. Ayrıca lazer ile çalışırken lastik örtü (rubber-dam) kullanımı ve su spreyi gibi unsurlar çocukların ilgisini dağıtmamak adına dikkatle yönetildiğinde, tedavi deneyimi onlar için neredeyse oyun havasında geçebilmektedir.

Lazerin çocuklardaki bir diğer avantajı da ağrısız işlem sayesinde tedaviyi yarıda kesme ihtiyacının azalmasıdır. Çocuk hastalar ağrı hissetmediğinde veya en azından tolere edebildiğinde, diş hekimiyle iş birliği artar. Bir araştırmada Er:YAG lazer ile çürük temizliği yapılan çocukların tedavi sırasında daha az hareket ettiği, başını/vücudunu oynatma gibi tepkileri çok daha az gösterdiği rapor edilmiştir. Bu da hem çocuğun hem hekimin rahatlığını sağlar, tedavi kalitesini yükseltir. Üstelik lazerle işlem çoğu kez anestezisiz yapılabildiğinden, çocuğun iğne korkusu devreye girmez ve tedavi sonrası da dudak-dil uyuşukluğu yaşamadığı için klinikten mutlu ayrılır.

Sonuç olarak, erbium lazerler pediatrik diş hekimliği açısından bakıldığında hasta ve hekim iş birliğini kuvvetlendiren, korkuyu minimize eden ve konforu maksimize eden bir teknolojidir. Bu yöntemle çocuk hastalarınızı iğnesiz ve matkapsız bir şekilde tedavi edebilir; onların diş tedavisine olumlu bir bakış geliştirmelerine katkıda bulunabilirsiniz. Bilimsel verilerin de gösterdiği gibi, Er:YAG lazer kullanımı sırasında çocuklar daha sakin kalmakta ve tedavi sonunda “korkulacak bir şey yokmuş” diyebilmektedir. Lazerle tanışan bir çocuk hasta için diş hekimi koltuğu artık ürkütücü bir yer olmaktan çıkabilir.

Geleneksel Matkaplara Kıyasla Avantajları

Erbium lazerlerin geleneksel dental matkaplara kıyasla sunduğu avantajları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Daha Az Ağrı ve Anksiyete: Lazer uygulaması, yüksek devirli matkabın yol açtığı ağrı ve korkuyu belirgin biçimde azaltır. Klinik araştırmalar, lazerle çürük tedavisinin daha az ağrıya neden olduğunu ve çoğu vakada lokal anesteziye gerek kalmadığını ortaya koymaktadır. Bu da hem işlem sırasında hem sonrasında hastaların daha konforlu olmasını sağlar.
  • Titreşimsiz ve Sessiz İşlem: Yüksek hızlı matkabın yarattığı titreşim, gürültü ve sarsıntı lazerlerde yoktur. Erbium lazerler diş dokusunu temassız şekilde ablasyonla kaldırdığı için hiç titreşim vermez ve sadece hafif patlama sesi (çıtırtı) çıkarır. Bu sessiz ve sakin ortam, özellikle matkap korkusu olan hastalar için büyük bir nimettir.
  • Minimize Edilmiş Doku Kaybı: Lazerler hassas kesim yaparak sadece çürüğü kaldırır, sağlam dokuyu korur. Minimal invaziv kavite hazırlığı sayesinde gereksiz madde kaybı engellenir, dişin yapısı kuvvetli kalır. Geleneksel yöntemlerdeki gibi geniş açılımlar veya retansiyon şekilleri gerekmediğinden, doğal diş dokusunu maksimum düzeyde korur.
  • Daha Az Isı ve Pulpa Koruması: Matkaplar sürtünmeye bağlı ısı üretir ve pulpaya yakın çalışıldığında diş sinirine zarar verme riski taşır. Erbium lazer ise çok daha az ısı oluşturur; su spreyiyle birlikte çalışarak pulpa odasında sıcaklık artışını minimumda tutar. Bu da işlem sonrası termal hasar ve hassasiyet riskini azaltır.
  • Antibakteriyel ve Temiz Çalışma: Lazerin dezenfektan etkisi vardır; çürük temizlenirken ortamda bulunan bakterilerin büyük kısmı da yok edilir. Ayrıca lazer işlemi sırasında kanama çok daha az olur (yumuşak doku işlemlerinde lazer damarları anında koagüle edebilir), kötü koku veya yanık dentin kokusu gibi rahatsız edici durumlar yaşanmaz. Tedavi sahası temiz ve net kalır, ikincil enfeksiyon riski en aza iner.
  • Hasta Memnuniyeti ve Uyumu: Tüm bu avantajlar birleştiğinde, lazerle tedavi gören hastaların (özellikle çocuklar ve diş hekimi fobisi olan yetişkinler) memnuniyetinin çok daha yüksek olduğu görülür. Hastalarınız matkap sesi duymadan, iğne acısı hissetmeden koltukta oturduklarında, diş tedavisine bakışları olumlu yönde değişecektir. Yapılan anketler ve karşılaştırmalı çalışmalarda, hastaların lazerle tedaviye karşı tutumlarının son derece pozitif olduğu ve mümkünse tekrar lazer tercih ettikleri bildirilmektedir.

Elbette lazerlerin de sınırlılıkları yok değildir. Bilimsel literatürde, erbium lazerlerin geleneksel yöntemlere kıyasla kavite hazırlama süresini bir miktar uzattığı belirtilmektedir. Yani aynı büyüklükte bir çürüğü temizlemek lazerle biraz daha uzun sürebilir. Ancak gelişen cihaz teknolojileri ve artan deneyimle, bu süre farkı klinik olarak kabul edilebilir düzeydedir. Ayrıca lazer cihazlarının ilk yatırım maliyeti yüksektir ve öğrenme eğrisi gerektirir; bu nedenle her klinikte henüz yaygınlaşmamış olabilir. Fakat hasta konforundaki bariz artış ve korku engelinin aşılması göz önüne alındığında, birçok diş hekimi için lazer yatırımı uzun vadede değmektedir.

Sonuç: Erbium lazer teknolojisi, diş hekimliğinde çürük tedavisinde devrimsel bir yeniliktir. Matkap ve iğne korkusunu azaltarak hem hekim hem hasta açısından daha pozitif bir tedavi deneyimi sağlar. Bilimsel araştırmalar, lazerle çürük temizliğinin güvenli, etkin ve konforlu olduğunu; özellikle çocuk hastalarda minimal ağrı ve anksiyete ile tedaviyi mümkün kıldığını açıkça göstermektedir. Eğer siz de kliniğinizde lazer destekli çürük tedavisi uygulayarak hastalarınıza ağrısız, iğnesiz ve matkapsız bir deneyim sunmak istiyorsanız, Erbium:YAG veya Er,Cr:YSGG lazerler güçlü birer yardımcı olacaktır. Unutmayın, teknolojinin bu son harikası sayesindedir ki pek çok hasta diş koltuğuna artık “korkuyla değil güvenle” oturabilmektedir.

Kaynaklar

  1. Abdrabuh R.E., El Meligy O.A.E.S., Felemban O.M., et al. Evaluation of the Er:YAG Laser and the Conventional Method on Pain Perception and Anxiety Level in Children during Caries Removal: A Randomized Split-mouth Study. Int J Clin Pediatr Dent. 2023;16(S-1):S39–S44. Xu P., Ren C., Jiang Y., Yan J., Wu M. Clinical application of Er:YAG laser and traditional dental turbine in caries removal in children. J Clin Pediatr Dent. 2024;48(5):183-188. Johar S., Goswami M., Kumar G., Dhillon J.K. Caries removal by Er,Cr:YSGG laser and air-rotor handpiece in primary teeth: an in vivo study. Laser Ther. 2019;28(2):116–122. Dentalcare.com (P&G). Lasers in Dentistry: Minimally Invasive Instruments for the Modern Practice – Continuing Education Course (Mark Colonna, DDS).